baner
Banner

  BU SAVAŞA MAHKUM DEĞİLİZ!  

Operasyonlar Dursun, Kürt Halkının Talepleri Kabul Edilsin!

 Yıllardır süren savaş ve çözümsüzlük politikalarından en çok etkilenenler, işçiler, emekçiler, kadınlar, köylüler, ötekileştirilenler yani tüm emekçiler ve ezilenler olarak olup bitene daha fazla sessiz kalamayız! Bizim adımıza karar verenler, bizden yana kararlar vermiyorlar. Başbakanından Genel Kurmay Başkanına, Cumhurbaşkanı’ndan, tüm Sermaye kesimlerine, düzeniçi muhalefet partilerine kadar herkes kendi siyasal ve ekonomik çıkarlarına göre davranıyor.

 Halkın nasıl refah, huzur ve barış içerisinde yaşayabileceğini düşünerek değil, bir dönem daha hükümet olabilmek, bir kez daha milletvekili seçilebilmek, 80 yıllık baskı ve inkar rejimlerini sürdürebilmek için kararlar alıyorlar.

 İşçiye, emekçiye kölelik ücretini, mezarda emekliliği reva görenler Kürt Halkına da inkar ve imhayı reva görüyorlar. Madenlerde gerekli önlemleri almayarak katliamları timsah gözyaşları dökerek izleyenler, savaşın koşullarını ortadan kaldıracak kararları almayıp asker cenazelerini de aynı ikiyüzlülkle izliyorlar.  Televizyonlarda, gazetelerde hiç utanmadan savaş çığlıkları atanlar, “neden asker cenazeleri arasında politikacıların, generallerin, büyük patronların hiç çocukları yok, neden ölenler hep yoksul halk çocukları” dendiğinde ise büyük bir pişkinlikle “vatan sağ olsun” deyip durumu geçiştirmeye çalışıyorlar.


Artık buna daha fazla katlanamayız! Madem bizim adımıza karar verenler bizden yana davranmıyorlar, o halde biz kendi adımıza davranıp bu savaşı durduralım artık. Ne Türkün çocuğu, ne Kürdün çocuğu ölmesin daha fazla... Biz tepkisiz kaldıkça, biz barışa, kardeşliğe, eşit ve adilce birarada yaşama sahip çıkmadıkça egemenler savaş politakalarını sürdürmeye devam edecekler.

 Türk, Kürt, Arap, Laz, Çerkez, bu toprakların tüm halklarının eşit haklara sahip olarak kardeşçe birarada yaşayabileceğine inanıyor ve hızla bunun koşullarının yaratılması  gerektiğini savunuyoruz.

 Kürt Halkının ağır bedeller ödemesine rağmen barışta ve birarada yaşamda ısrarının bugüne kadar olduğu gibi karşılıksız bırakılmasının hepimiz için acı sonuçlar yaratmakta olduğunu hepbirlikte yaşıyoruz. Barış ve diyaloğun önünü açmak yerine, imha ve inkar politikalarında ısrar edenlere göz yummak, sessiz kalmak bizleri de bu kirli savaşın parçası yapmakta.

 Barışın ve Diyaloğun önünü açmak için defalarca ateşkes ilan edilmiş, eylemsizlik kararları alınmış olmasına rağmen tutuklamalarda, operasyonlarda ısrar eden devlet ve hükümet aklının bu sorunu çözemeyeceği yeterince açığa çıkmadı mı? Barış elçilerini dahi tutuklayıp cezaevine koymak hangi toplumun kitabında yazıyor? Askeri değil, siyasi çözüm olsun diyenleri kelepçeleyip zindana tıkmak hangi adalete sığıyor?

 Artık sözümüzü çözümün önünü tıkayanlara yöneltmek zorundayız! Biz barış ve demokratik çözüm isterken, bizim adımıza askeri ve siyasi operasyonlar düzenleyenlere dur demenin vakti geldi! Halklarımız bu savaşa mahkum değil! Biz sorunlarımızı diyalog ve müzakere yoluyla çözebiliriz! Tanklarınızı, toplarınızı, uçaklarınızı durdurun artık! Savaşın değil barışın yolunu açın!

 Kürt Halkının temsilcilerinin ortaya netçe koyduğu hepimiz için kabul edilebilir talepler barışın yolunun nasıl inşa edileceğini açıklıkla işaret etmektedir:

- Öncelikle imha ve inkar dili terk edilsin ve diyalogla çözüm dili kullanılmaya başlansın;

- Kürt Halkında oluşan güvensizliğin ortadan kaldırılması için TMK mağduru çocuklar, Kürt siyasetçiler ve barış elçileri serbest bırakılsın;

- Operasyonlar durdurulsun ve Kürt Halkının temsilcileriyle sorunun kalıcı çözümü için müzakere başlatılsın;

 

Bu ön adımlar atıldıktan sonra halklarımız arasında kalıcı ve adil bir barışın tesis edilebilmesi için yapılacak yasal ve anayasal düzenlemelerin bir avuç savaş tüccarı ve ırkçı azınlık dışında toplumun tüm kesimleri tarafından kabul edileceğine zerrece şüphemiz yoktur. Çünkü biz yapılacak düzenlemelerin sadece Kürt Halkı için değil, aynı zamanda tüm emekçiler ve ezilenlerin ihtiyacı olan demokrasinin kazanılması için de önemli bir adım olacağını düşünüyoruz.

Demokratik dönüşüme sadece Kürtlerin değil, örgütlenme özgürlüğü kısıtlanan işçilerin, yaşama kattıkları emekleri görünmeyen ve ikinci cins haline düşürülmüş kadınların, inançlarını özgürce yaşayamayan başta Aleviler olmak üzere tüm inanç guruplarının, ekolojik, kültürel ve tarihsel katliama tabi tutulan doğanın da ihtiyacı olduğunu kendi yaşamlarımızdan biliyoruz.

 

Biz Kürt halkının haklı taleplerine sahip çıkarken, kendi özgürlüğümüze, kendi demokrasimize sahip çıkıyoruz. Devlete ve hükümete Askeri ve siyasi operasyonları durdurun derken aynı zamanda Tekel işçisine yönelik saldırılara, Maden katliamlarına, Tuzla Tersanesindeki işçi cinayetlerine, Sivas katliamına, kadın cinayetlerine, Nükleer ve hidroelektrik santrallerine dur diyoruz.

 

Bugün burada kurduğumuz Barış ve Demokratik Çözüm Kürsüsünde birarada yaşam irademizin sesini yükseltiyoruz. Biz bu savaşa mahkum değiliz! Anadolunun ve Mezapotamyanın bütün halklar eşit ve kardeşçe birarada yaşayabilir! Daha fazla asker cenazesi, daha fazla gerilla cenazesi karşılamadan coğrafyamızın daha fazla kan ve gözyaşıyla yıkanmasına müsade etmeden sorunlarımızın adil, demokratik ve barışçıl çözüm iradesini hepbirlikte geliştirelim diyoruz.

 

 Şimdi Seslerimizi Yükseltme Zamanı!

Şimdi Barışa ve Kardeşliğe Sahip Çıkma Zamanı!

Şimdi Kürt Halkının Adil, Eşit ve Kardeşçe Birarada Yaşama Talebine Yanıt Üretme Zamanı!

Kurtuluş Yok Tek Başına, Ya Hep Beraber, Ya Hiçbirimiz!


 Demokrasi İçin Birlik Hareketi (TÖP, SDP, Sosyalist Parti, Sosyalist Gelecek Hareketi, Türkiye Gerçeği, Sosyalist Birlik Hareketi, Demokrasive Özgürlük Hareketi, BDP, EHP)  ESP, SODAP