|
KÜRT SORUNUNDA BAŞA DÖNÜLDÜ Kadir AKIN Kürt illerine ilk gidişim 1992’ın yaz aylarıydı. Şırnak’ta devlet büyük bir provokasyon gerçekleştirmiş, şehri ağır makineliler ve havanla ateş altına almış, evleri basarak içerdekileri taramıştı. Medyada “PKK Şırnak’ta terör estirdi, halk kaçıyor” diye haberleştirilen bu saldırıya karşı İstanbul’da oluşturulan “Demokratik Girişim Kurulu” olarak Diyarbakır’a doğru yola çıkmıştık. Diyarbakır’da, sonradan devlet bağlantıları açığa çıkan “Hizbullah” ın cinayetleri yeni başlamış ve Kürt gazeteci Hafız Akdemir öldürülmüştü. Hafız’ın ailesini ziyaret eden heyetimiz gece yarısına doğru Cizre’ye ulaşmıştı. İHD yöneticileri ve Haluk Gerger gibi aydınlarla birleşerek Şırnak’a doğru yola çıkacaktık. Ertesi gün Cizre, Kasrik boğazı ve Şırnak’ta gördüklerimiz bizi dehşete düşürmüştü. Cizre’de 10 bine yakın Şırnak’ı terk etmiş insan vardı. Buraya gelemeyenler ise Kasrik boğazında kurdukları kıl çadırlarda yaşıyorlardı. Yüzlerce insanla konuşmuştuk ve tümü devlet güçlerinin kendilerine saldırdıklarını anlatıyordu. İçlerinde çok sayıda yaralı da vardı. Her noktada aranıyor ve kimlik kontrolünden geçiriliyorduk. Önümüzde ve arkamızda bizi kontrol altında tutan zırhlı askeri araçlar hava kararınca ortalıkta görünmüyor, bizi de yolculuk yapmamamız konusunda uyarıyorlardı.Gece olunca kontrol onlardan çıkıyordu, bu net anlaşılıyordu. Şırnak’a ulaşmak saatlerimizi aldı. Ulaştığımızda ise bizi kente sokmadılar. Gözaltına almakla tehdit ettiler, güldük. Kente girmemize izin verilenene kadar bulunduğumuz yerden ayrılmayacağımızı söyledik. Beklediğimiz alanda bile yüzlerce boş G3 kovanı vardı. Saatler süren görüşmeler ve pazarlıktan sonra otobüsten inmemek koşuluyla kentte bir tur atmamıza izin verdiler. Şırnak’ta otobüsle kısa bir tur attık. Kent savaş alanı gibiydi. Ama ne var ki, Askeri Binalar, Emniyet, Kaymakamlık sapasağlam duruyordu… Dönüşte yaptığımız basın açıklamaları ve panellerle gerçekleri anlatmıştık. Şimdi Hükümet Basına “terörizmle mücadele için” sansürü yeniden uygulamaya sokmak istiyor. Çünkü başa dönüldü.
Bölgeye daha sonrada bir çok kez daha gittim. En son gidişim “açılım” çerçevesinde Habur’dan giriş yapan PKK’lilerin geldiği geçen yılki Ekim ayıydı. On binlerce Kürt’ün barışa özlemine M.Kahya ile birlikte tanık olduk. Diyarbakır’da, Silopi’de DTP yöneticisi arkadaşlarla görüştük, görüştüğümüz arkadaşlardan o zamanki Diyarbakır İl Başkanı Fırat Anlı ve eski milletvekili Hatip Dicle şu an cezaevinde. Seçilmiş onlarca belediye başkanı ve parti yöneticisi de şu an cezaevinde. Daha önce tutuklananlarla birlikte binlerce Kürt içerde. Savaş bağıra bağıra geldi. Oyalamayla, aldatmacayla, bilinen tasfiye planlarıyla geldi. Habur’dan giriş yapanların elbiseleri sorunsa onu orada çözebilirlerdi. Nasıl Diyarbakır’dan helikopterlerle savcıları getirip sınırda mahkeme kurdularsa, bu sorunda çözülebilirdi. Gelenler doğrudan Ankara’ya götürülebilirdi. Bütün bunlar işin esasını anlatmıyor elbette. AKP’nin bu soruna bakışı başından beri tasfiye içeriyordu. Bu plan ellerinde patladı. Habur’dan bu yana aradan geçen 8 ay sonra tekrar 92-94 yıllarına geri dönüldü artık. Hem de daha ağır koşullarda.25 yıldır denenmiş ve başarısızlığa uğramış ne kadar plan varsa devreye sokuldu. Şovenizm şaha kalkmış durumda. Sınır boylarında görev yapacak “özel ordu”ya bel bağlanıyor. Kapsamlı sınır ötesi operasyona zemin hazırlanıyor. Yıllar öncesi görülen vahşet fotoğrafları ortalıkta dolaşmaya başladı. Demokratik açılım, milli birlik projesine döneli çok oldu. Önce Habur’dan giriş yapanlara dava açıldı, mahkemeye gidenler tutuklandılar. Diğerleri ise “geri dönüş” kararı aldıklarını açıkladılar ve geldikleri yerlere döndüler. Bu karar gerillaya katılımlara çağrı niteliğindedir. T.C. Avrupa ülkelerine ve Irak yönetimine listeler verip iade beklerken yüzlerce Kürt genci dağlara çıkacak. AKP hükümeti hala “açılım” toplantıları düzenliyor. Kendi yalanlarına kendileri inanıyorlar mı? Şüpheli… Oynadıkları oyun son derece tehlikeli bir oyundur. Halkları geri döndürülemeyecek bir kopuşa götürüyorlar. Barış ise iyice zora giriyor. Kadir AKIN |