baner
Banner
Mahir Sayın

SOSYALİST PARTİ MYK ÜYESİ MAHİR SAYIN:

12 EYLÜL'E İKİ "HAYIR" BİRDEN!

AKP’nin gider ayak  iktidara tutunabilmek için yaptığı  Anayasa değişikliklerinin çok sembolik bir anlamı oluştu. Sanki 12 Eylüle olan nefretimizi en kuvvetli biçimde haykırmak için verilmiş bir fırsat bu. Neoliberalizme entegre olmak için halklarımıza kan kusturmak üzere gerçekleştirilen bu kanlı darbenin yaptıkları yetmiyormuş gibi eksiklerini  tamamlamak üzere yine aynı günde önümüze bir Anayasa değişikliği  atılıyor. Yeterince iyi hakimiyet sağlayamadık, omuz verin  hayatı size biraz daha zehir edelim. Çağdaş demokrasi anlayışı oligarşinin egemenliğini tehdit eder özellikler kazanmış bulunuyor. bu nedenle yürütmenin tüm erklerin üzerine çıkması ve hukuk devleti aracılığıyla elde edilen kazanımların geri alınması için bu değişikliklere ihtiyacımız var.

Kötülerin iyisini seçmek için değil, zehir ettikleri hayata itiraz etmek için bir hayır; onu derinleştirmek için, dur demek için bir hayır daha.

12 Eylül 1980 ölüm karşısında sıtmanın tercihiydi

12 Eylül darbesi toplumdan önce ciddi bir tepki görmedi. Grevler, çatışmalar bitti; Bir gün öncesinin iç savaş manzarası ertesi günün sakin havasına dönüşüverdi. Mutluluk rüzgarların estiği söylemeyecek olsa da nispi bir sükunet hakim olmuştu her yere. Çünkü hayatı öylesine zehir etmişlerdi ki, daha berbatı olabileceğini düşünmek sanki imkansızdı. Bir umut, belki acılar bitebilirdi! Ölümü gösterdiler topluma ve sıtma tercih edilir oldu.

Artık bir daha “terör” olmayacaktı. Darbeler gelmeyecek, müdahaleler olmayacaktı. Artık istikrar vardı.

Read more...
 
SOSYALİST PARTİ MYK ÜYESİ MAHİR SAYIN:

YÜRÜTMENİN GÜÇLENDİRİLMESİNE HAYIR!

TC’de anayasa hiç bir za man gerçekten özgür ilişkiler içinde oluşturulmuş bir ku rucu meclis tarafından, de mokratik perspektifle hazır lanmamış ve halk tarafından özgürce tartışılıp onaylan mamıştır. 1921, 1924, 1960 ve 1982 anayasaları egemen olanın dayattığı yasalardır. Bunlar içerisinde 1921 ana yasası henüz devlet olama dan yapılmış olmak dolayı sıyla insan haklarına yer ver miş olsa da il ve nahiye te meline dayanan bir özerkliği benimsemek dolayısıyla di ğerlerinden biraz farklılaşır. Bunun dışındakilerin tümü nün temel kaygusu azınlık egemenliğini güvence altına alabilmek için çağdaş dev letlerin vazgeçilmez özelli ğini oluşturan kuvvetler ay rılığı çerçevesinde yürütme nin güçlendirilmesine çaba layan, insan haklarını değil devletin korunmasını esas alan metinler oluştururlar.

Bunlar içerisinde 1982 Anayasası bu açıdan en hal ka düşman anayasa karak terini taşır. Cuntayı başın dan defedebilmek için hal kın %92sinin oy verdiği bu metin hazırlayanların dışın da kimseyi tatmin edemediği içindir ki, bugüne kadar tam 16 kez değişiklik yapılıp 190 maddesisinin 80i değiştirildi. Ama değiştirme talepleri de yine bitmedi. Bitmez zira bu anayasanın yürütmeyi herşe yin üstüne geçen temeli özel likle korunmaya çalışılmakta ve buna engel olan madde ler değiştirilmektedir. Şimdi yine aynı teraneyi dinlemek teyiz:“Evet yapılanların yeter siz olduğunu biz de kabul ediyoruz. Ancak şu anda ya pılabilecek olanlar bu kadar. Bunların yapılması sayesin de daha temelli değişiklik lerin yapılmasının da imkânı ortaya çıkacaktır.”

Bu kuyruklu yalandır. “Askeri vesayetten kurtula cağız!” yutturmacasıyla yü rütme erki yasamanın üs tüne geçirilmek istenmek tedir. AKP’nin militariz me ne kadar yandaş oldu ğunu Kürdistan’da yürütü len operasyonlar, sınır öte si operasyon tezkereleri or taya koymaktadır. Bu yala nın yutulabilmesi için esas amacı perdelemek amacıy la içine, kamu işçilerine grev hakkı olmadan “toplu söz leşme hakkı”, darbeciliği za man aşımına uğramayı en gelleyecek insanlık suçu ha line getirmeden “12 Eylülcü lerin yargılanmasını engelle yen 15. maddenin kaldırıl ması” ve siyasal partilerin kapatılmasının zorlaştırılma sı gibi yem bile addedileme yecek maddeler eklenmiş, bunlardan sonuncusu bizzat AKP’lilerin oylarıyla paket ten düşürülmüştür.

Read more...
 

BİR ÇADIR DA SEN KUR KURKİ, "12 EYLÜL ÖNCESİNE DÖNELİM!"

Bu mücadeleyi başarıya ulaştırmak için bundan sonraki süreçte ne yapmak gerekir? Başarınıza katkılı olabilmek için ne yapmamız gerekir? Diye sorduğum bir tekel işçisi şöyle yanıtladı beni:

“Bir çadır da sen kur! Bu sokaklar naylon çadırlar la dolduğunda devlet buraya saldırmaya cesaret edemez ve bütün Türkiye’nin naylon çadırlarla dolmasını engellemek için anlaşmak zorunda olduğunu görür. Göremezse de naylon çadırların arasında kaybolur gider, böylece biz yine kazanmış oluruz.”

Türkiye’nin başkentinin ortasında birden tuhaf bir mahalle ortaya çıktı. Normal zamanlarda zaten kalabalık bir eğlence bölgesi olan sakarya caddesi, naylonlarla örtülü çadırlarla doluverdi. Çadırlarda 1000 ile 3000 arasında değişen tekel işçileri direnişlerinin 52. gününü tamamlamış bulunuyorlar. Yerleştikleri sokaklardan birbirine sürünmeden geçkmek olanaklı değil. Sabahın erken saatlerinden gece yarılarına kadar sadece Ankaralılar değil Türkiye’nin her yanından, hatta Avrupadan gelenler işçileri ziyaret ediyor, onlarla uzun tartışmalar yapıyor, kimi zaman işçilerin bildikleri karşısında şaşkına dönüyor.

Tekelin mallarının yandaş sermayedarlara peşkeş çekilmesinin, Tütütn tarımının yok edilip tütün ithalatının başlamasından sonra işlerinden edilen Tekel Tütün işçileri, 4-C sınıflandırması ile de yarıya düşürülmüş ücretler ve iş güvencesinden yoksun olarak, iktidarın insafına bırakılmış bir halde köle gibi çalıştırılmak istendiler. Bir önceki hükümet döneminde özelleştirme yasaları çıkarılırken zamanın hükümetini vicdansızlıkla suçlayanlar, kendileri iktidar olunca vicdansızlığın dik alasını yapmaktadırlar. Ama Tekel işçisi bu vicdansızlığa karşı bayrak açtı ve vicdansızların ağır saldırılarına muhatap oldu. Onları yıldıracaklarını sananlar karşılarında daha kararlı bir kitle bulduklarında şaşkına döndüler. Ankara’nın sokaklarını tanımayan Türkiye’nin dört bir yanından gelmiş Tekel işçileri, polisin onları hapsettiği salonun kapılarını kırıp, polisle çatışarak Dil-Tarihli devrimci öğrencilerin yolu kesip onları Türk-İş önüne yönlendirmesiyle burada direniş karargahını kurdular.

Devamını oku...